Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Makaleler » Türk'ün Güreş Destanı
Başlık: Türk'ün Güreş Destanı
Yazar: admin
Tarih: 2017-07-20 12:45
Yorumlar: (0)
Rated 0/5 (0%) (0 Votes)

REKLAMLAR

Köyümden... Gönlümden...


Dün bahsettiğim "Güreş" konulu şiir yarışmasında Rasim Köroğlu birinci olmuştu.


Rasim şiiri iyi bilirdi, okuduğu bir halk şiirini ezberlerdi. Yazıp götürdüğüm şiirler için "bu konuda şu şairin, aşığın şöyle bir şiiri var, bu kafiye hiç kullanılmamış" gibi net ifadeler kullanırdı.

 
Yaşayan en iyi hiciv şairiydi. Gerçi benden de çok çekmişti.


Güreş dedim ya, bir gün Türk Dünyasından gelen öğrenciler toplandı, her halde iki yüz kişiden fazlaydılar. Rasim'le gittik, şu öğrencilere güreşi anlat, cazgır, peşrev, yağlı güreşte yapılanlar, incelikler vs. dedik. Bir de talebe istedik, onunla beraber uygulamalı olsun diye. Baktık az sonra Rasim yerde. Meğer bizim Türkmenistan'dan gelen Devlet güreş yapacağını anlamış. Devlet'te Türkmenistan'da güreş şampiyonu imiş. 


Eskişehir'de olduğumuz Pazar günleri köye giderdik, kalabalık olurdu. Bazen de gülecek, dinleyecek insan olarak Mahmut yeterdi. (Fotoğrafta Rasim ile Mahmut var.)


Rasim'i üç sene önce bir 29 Ekim gecesinde rahmetli oldu.
Yazdığı hiciv şiir şiirlerini yaşayarak anlatırdı. Her şiirini onlarca defa dinlememe rağmen sanki ilk defa dinliyormuş gibi haz alırdım. En alta linkini koyduğum "Sosyete Sofrası"nı dinleyin, eminim çok seveceksiniz. Sonra da yorumlarınızı yazarsınız isterseniz.


Bu birinci gelen şiir.


Türk'ün Güreş Destanı


Öğrenmek istersen eğer güreşi, 
Dolaşıp yurdumu gez bizim elde. 
Bulunmaz güreşte Türkler'in eşi, 
Yaşanmış destanı yaz bizim elde.


Ulaştık dünyada bir haklı üne, 
Güreşle başlarız toya, düğüne, 
Hazreti Hamza'dan geldik bu güne, 
Pirlerden alınır giz bizim elde.


Koca Yusuf denen bir acı kuvvet, 
Yeterdi cihana o Kara Ahmet, 
Yağlanmış vücutlar, ayakta kispet, 
Yiğidin resmini çiz bizim elde.


Kızılcıklı Mahmut, Adalı Halil, 
Kel Aliço'yu dersen ehilmi ehil, 
Ustanın yanında kalınmaz cahil, 
Yetişir çıraklar tez bizim elde.


Çıkınca meydana o Çolak Mümin, 
Hasmının altında kayardı zemin, 
Yenmedi kimseler ederim yemin, 
Başkadır güreşte hız bizim elde.


Bir pehlivan görsen sorma nereli, 
Araştır aslını bak Kurtdere'li, 
Kırkpınar'da boy boy aslan sıralı, 
Çöktürür rakibi diz bizim elde.


Şamdancı İbrahim, Kazıkçı Bekir, 
Erlerin meydanı kalır mı fakir, 
Çok Taşçı'lar çıkar Allah'a şükür, 
Neler görürsünüz siz bizim elde.


Filiz Nurullah'tan Aydın Demir'e, 
İdmanda mandayı gömdük çamura, 
Uyar amma Hakk'tan gelen emire, 
Varmaz güreşmeze kız bizim elde.


Hüseyin'dir adı bir Tekirdağlı, 
Sevilmez mi güreş olursa yağlı, 
Belinden kasnaklı, paçadan bağlı, 
Pırpıta dönüşür bez bizim elde.


Ordulu Mustafa, Hüseyin Çokal, 
Yiğidin elini tutamaz çakal, 
Bilmezsen bunları etme hasbıhal, 
Konuşma, ağzını büz bizim elde.


Gün gelince biz de geçtik mindere, 
Albayrağı çektik hemen göndere, 
Rakibin sırtını vurdukça yere, 
Yükselir havaya toz bizim elde.


Dağıstanlı denen yiğit Mustafa, 
Tutardı güreşte dünyaya kafa, 
Bu nasıl sevgidir, bu nasıl vefa, 
Gel de sen bu sırrı çöz bizim elde.


Mersinli Ahmet, Müzahir Sille, 
Tevfik Kış, Bayram Şit, Gazenfer Bilge, 
Yaşar Doğu ise tarihi belge, 
Yanıyor meşale, köz bizim elde.


Hasan gemici ve Cemal Yanılmaz, 
Acar, Bayrak, Ayvaz nasıl anılmaz, 
Kartal, Doğan, Zafer zaten yenilmez, 
Verilmez rakibe koz bizim elde.


Celal Atik, Yaşar Erkan bir nefer, 
Çıktılar kürsüye bilmem kaç sefer, 
Ali Yücel bir de Nureddin Zafer, 
Oldular çorbaya tuz bizim elde.


Rakip mi dayandı İsmet Atlı'ya, 
Çevirdi çoğunu yedi katlıya, 
Bağlarız güreşi daim tatlıya, 
Güldükçe gülüyor yüz bizim elde.


Ağırbaştı Dursun, Adildi Atan, 
Hamit'i sorarsan yırtıcı kaplan, 
Hasan Güngör ile İsmail Ogan, 
Güreştikçe verdi haz bizim elde.


Ahmet Ayık koltuk altı geçerdi, 
Medved O'ndan köşe bucak kaçardı, 
Saltosunu yiyen gökte uçardı, 
Yapardı hasmını kaz bizim elde.


Alirıza Alan, Muharrem Canbaş, 
Mahmut Atalay'la Hüseyin Akbaş, 
Bilek, Oktav, Nasuh temelden kardaş, 
Seçilmez üveyle öz bizim elde.


Türküm, söz söyletmem alın terime, 
Kimse göz dikmesin benim yerime, 
Sevgi, saygı Mehmet Akif Prime, 
Methiyeler yazsam az bizim elde.


Sabahattin Öztürk düşmezdi zora, 
Reşit Karabacak vardı bir ara, 
Rüzgardı minderde o Salih Bora, 
Estikçe erirdi buz bizim elde.


Mahmut Demir derler devlerin devi, 
Bünyesi sağlamdır, yüreği kavi, 
Zekeriya Güçlü bulmuşken tavı, 
Yürüsün bellidir iz bizim elde.


Pehlivan sözünden çıkmaz dışarı, 
Unutmak mümkün mü Hakkı başar'ı, 
Coşturuyor Turan Ceylan beşeri, 
Değmesin hiç nazar göz bizim elde.


Hamza'yı sorarsan bir yerli kaya, 
Güldürdü yüzümü bak doya doya, 
Pehlivan dediğin çekmez mi soya, 
Hamuru, mayası öz bizim elde.


Unutma atanı, tanı dedeni, 
Rahmetle anarız gelip gideni, 
Duydukça bir ateş basar bedeni, 
Vursun davul, zurna, saz bizim elde.


Gerçektir sözlerim, bulunmaz yalan, 
Kusura bakmasın geriye kalan, 
İşlemez gavurun kurduğu plan, 
Kardeşçe yaşarız biz bizim elde.


Rasim'im yazdım bir güreş destanı, 
Anmadan geçemem Koca Mestan'ı, 
Günlerce dinletir nice insanı, 
Açılsa güreşten söz bizim elde.


Rasim Köroğlu

Rasim'i özledim de...

https://www.youtube.com/watch?v=J7UPQuIHL1A

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor, açık hava ve doğa
Henüz yorum yapılmamıştır.