Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Mustafa Ceylan için Dediler ki » BİR ŞİİR, BİR ŞAİR VE BİR YORUM

Yazar Mesaj   #2572  2017-08-09 21:58 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1917
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

BİR ŞİİR, BİR ŞAİR VE BİR YORUM

Mustafa Ceylan, kendine, özüne, sağlam altyapısına güvenen, şiir örgüsüne, dokusuna özenen bir şair. Kendi şiir tahlilini (incelemesini) sürekli kendi içinde yaptığı için ve ne demek istiyorsa onu şiiirin içine bir güzel yedirdiği, serpiştirdiği için fazla da yorum istemeyen şiirler yazan bir şair O. Şiiri de kendisi gibi yaşam imbiğinde damıtılmış.Defalarca dinlendirilip, filtre edilmiş. 
*
Bugün onun ustaca kurgulanmış, dizinsel anlamda bir sıraya sokulmuş, karışıklığa, iç içe geçmişliğe izin verilmemiş bir güzel, akılda kalıcı bir şiiriyle karşınızdayız. Beğeneceğinizi umuyoruz. 
*


Mustafa Ceylan, iyi şair, iyi oyuncu, iyi sporcu, kendine, bilgisine, oyundaki eline, yarıştaki gücüne güveniyor. Kumar gözüyle bakmadan, blöf yapmadan, "ya tutarsa" demeden, salt özüne güvenerek, şiirini, kazanacağını bilerek masaya pey olarak sürebiliyor. Feda etmek adına değil, şiir adına kazanmak adına tüm çabası. Yazdıklarının hep arkasında duruyor. Korkmuyor, çekinmiyor, hatta kendinden emin bir biçimde “Hodri meydan” çekerek, hemen herkese meydan okuyor. 
*
Şiir dostlarına öncelikle şöyle bir notu var. Bu şiirinin, 2 ciltlik “ÖLDÜRÜLEN ŞAİRLER” dizisinin 2. Cildinin 287. sayfasında yer aldığını söyleyerek, konuyla ilgilenen okuyucuyu bir biçimde arama zahmetinden kurtarıyor, arayan şiire anında ulaşsın, okusun, beğensin istiyor.

Bu güzel şiir, toplam 6 kıtadan (dörtlük mısra) oluşuyor. 
*
Adem neslinin Nuh Tufanı’nda yok olmasının ardından ikinci yaşamı başlatan Nuh peygamberin ardılı olduğunu, onun izlerini taşıdığını, insan olduğu için de dost yoluna her şeyini feda etmeye hazır olduğunu söyleyerek, her zamanki efendi, insanların sadece ve sadece iyiliğini düşünen, yardımsever ve paylaşımcı tavrını ortaya koyuyor. Bütün bunları her mısrada 11 heceye sığdırıp, mısralara kilit vurarak, başarıyla gerçekleştiriyor. Bakın Ceylan ne diyor ilk kıtada? Ne de güzel diyor:

“Denizleri gökyüzüne kaldıran 
Nuh Tufanı içindeki zerreyim. 
Dünya ne ki, biraz geçmiş, gelecek 
Dost yolunda feda olsun her şeyim.”

İkinci dörtlükte, insanın dünya üzerinde varoluşunu, taşı yontmaya başladığı günden beri hızlı ya da yavaş kat ettiği mesafeyi, gittiği yerleri, uygarlık adına aldığı yolu, bıraktığı izleri, çözülemeyen gizleri bir güzel mısralara döküyor. Anlayana, şairce sivrisinek saz diyor:

“Gılgamışla Sümerlere söz ettim 
Yusuf ile Mısırlı’ya göz ettim 
Endonezya, Malenezya düz ettim 
Mayaların taş yonttuğu yerdeyim.”

Tanrının özene bezene, kendinden bir parça olarak yarattığı insanoğlunun yaşayan bir örneği olarak şair Ceylan, ayrımsız tanrı kelamı saydığı dört kitabı destan edip diline doladığını, birini sarıp sarmalayıp, diğerlerini dışlamadığını, söylence adına ne varsa ilgilendiğini, insan yaratıcılığını, ne doğumla, ne ölümle sınırlandırmanın mümkün olmadığını, insan aklının sınırsız erim ve yaratım gücü olduğunu bilgece şöyle ortaya koyuyor:

Dört kitabın dili destan dilimde
Mitoloji, efsane var elimde,
Nice doğum sancılanır ölümde
Her tabutun üstündeki perdeyim.

O her yerdedir, herkesdir. İnsan aklı zamanla mekanla sınırlı değildir. Zamana zemine sığmaz. Hele şairse, hiç ele avuca gelmez, Gahi orda, gâhi burda, uçar durur. Akar durur, yakar durur, çıkar durur. Mısralara dönüşür, sevilerek okunur:

Hindistan’da Ganj nehriyim, akarım
Platon’um, karanlığı yakarım, 
Ağrı Dağı kenarından çıkarım 
Kâbe’deyim, Kaside-i bürdeyim.

Evrenin uçsuz bucaksız boşluğunda bir ışıltıdır, bir pırıltıdır ortalığı aydınlatan, dünden bugüne bir uzanıştır, bir demleniştir, uçarsudur, dellenen, bir o yana bir bu yana savrulan, kıştan yaza bir başka yöne devrilen, dervişlerin, uluların yolunda giderken, hamken pişen, onların harıyla yanıp kavrulan.

Işıltıyım Oğuz Kağan yayında 
Demlenirim İdil - Volga çayında 
Uçarsuyum Abdal Musa köyünde 
Sonsuzluğum, en gariban pirdeyim.

Cesur yürek bir şair Mustafa Ceylan. Eline kalem almaya korkmaz. Korkmak ne kelam, doyamaz. Yazmak onun işi, üşenmez yazar, bugünün şiirini asla yarına bırakmaz. Yeter ki, bir kere dürtsün esin perisi, onu üzmeye darıltmaya kıyamaz. Ona aşkla bağlıdır. 
*
Bir özelliği daha var Şair Ceylan’ın, bir okul gibidir O. Şiiri kucaklayan. Görüp gözeten. Bir öğretmen gibidir, bildiklerini öğreten, kıskanmadan bilgi paylaşan. Şair dedik işte. Şiire aşık adam. Mustafa Ceylan. 

Bu güzel şiir için söyleyeceklerimizi şöyle özetleyebiliriz. Şiirin adı yok, adı olup olmadığını sorduğumuzda şair, buna ihtiyaç olduğunu, şiirin ilerde ikinci bölümünü yazarken bir başlık da düşünebileceğini söylüyor. Uygun olur, diyoruz. 
*
Şiir bizce bitmiş gibi görünse de, şair demek ki kendisi henüz daha kafasında şiiri bitirmemiş. Arkası var demeye getiriyor. Aynı güzellikte ikinci bölümü de bekliyoruz. 
*
Şiir üzerinde ayrıntılı biçimde düşündüğümüzde, hemen her mısrada, her dörtlükte derin anlamlar içerdiğini, her okunduğunda, yeniden yorum isteyen bir yanının ortaya çıktığını görüyoruz. . 
*
Şiir, beş duyusal olması ve biraz da lirizm içermesi nedeniyle, şiirseverler olarak bizleri, olduğumuz yerden alıp, gidilmesi gereken yere doğru sürükleyip götürüyor. Naz niyaz dinlemiyor. İnat ediyor. 
*
Şiir, her mısrasıyla, kullanılan her sözcüğüyle dolu dolu, Halil İbrahim sofrası gibi zengin, bir şölen gibi gösterişli, alımlı bir şiir. Okuyunca keyif almamak mümkün değil. Umarım sizde benim bu görüşüme katılırsınız. 
*
Bu haliyle bile gönülden alkışı hak ediyor her mısra ve onları uyumla kurgulayan Ceylan usta. 
Usta Şair döktürür, mısralar yazıya dökülür ya, işte öyle bir şey.

11 heceli, 4-4-3 düzeni ve duraklarıyla yazılmış, tarihsel (dizinsel) sıralamaya özen gösteren, işi bilerek, sözcük dizen, usta elinden çıkmış bir mısralar manzumesi, Bir şiirle insanları zaman tünelinde yolculuğa çıkartmak, zamanı karıştırmadan gezdirmek zor iş, Mustafa Ceylan bu zor işi de ağzına yüzüne bulaştırmadan başarmış. Bir kez daha bu başarılı çalışması için kutluyoruz. Ismarlama olmasın ama şiirin devamını bekliyoruz. Adıyla birlikte.

Yavuz Ali Sakarya
Şiirsever


__________________