Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Şiirbaz Sultanlar » (1):SULTAN I. OSMAN (Gazî)

Yazar Mesaj   #980  2015-12-27 17:07 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1952
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:
-------------------->>>>DEVAMLA
SULTAN I.OSMAN (GAZÎ)(2)
----------------------------------------------
 
 
A Oğul,
Nilüfer Hatun, bir tekfurun kızıdır.. Osmanlı’da bir ilktir bu. Osmanlı’ nın tarihten silindiği son zamanlara kadar, gelinlerinin çoğunluğu yabancı kökenlidir. Sarayın gizemli harem daireleri, Osman Bey’in gelini, oğlu Orhan’ın evdeşiyle başlayarak, her padişah döneminde ya başka kralların kızlarıyla, ya esir alınan dünya güzeli cariyelerle, gözdelerle dolmuştur.Tabii ki, bir kaç Padişah, yabancılarla evlenme olayının dışında kalmışlardır. Onları da söylemezsek olmaz, değil mi?
Bizim Kara Osman’ın, Osman Beğ’imizin eşleri :
 
-Bâlâ Hatun :  “Ahilerin namlı şeyhi Edebali’ nin kızıdır. Rabia ve Malhun Hatun şeklinde geçmektedir. (İ. Hakkı Uzunçarşılı, Gazi Orhan Bey Vakfiyesi, Belleten V, 284-285; Osmanlı Tarihi I, 2.Baskı 560-561) dipnotta kaynak olarak gösterildikten sonra,  “Doğum tarihi ve osman Bey’ le evlendiği tarih belli değildir. Osman Bey’in Bâlâ Hatun’dan Alâeddin adlı oğlu doğmuştur. Ömrünü son yıllarını Bilecik’ de yaşayan babasının yanında geçirmiştir. 1324(724) de Bilecik de öldü. Babasının tekkesi yanında bulunan türbesine gömüldü” (5)
 
Ve “Mal(hun) Hatun(6,7)
 
Ömer Bey adlı bir zatın kızıdır. Osman Bey ile evlendiği ve öldüğü tarih belli değildir. Orhan Bey’in annesidir. Mal(hun) Hatun Bursa’da öldü; kocası Osman Bey’in yatmakta olduğu Gümüşlü Kümbed’e gömüldü “ (8)
 
“Kızları:
Osman Bey’in Fatma adında bir kızı olduğunu Orhan Bey vakfıyesinden anlıyorsak da, hakkında bir şey bilmiyoruz” (9)
Evet Oğul,
Cihan İmparatorluğu’nun kurucusu hakkında bile maalesef sağlam bilgilere henüz ulaşamamışız. Ne acı değil mi?
“Osman Gazi’ nin boyuna ve soyuna ait bilgiler rivayetlere dayalı olarak gelenekseldir. Onunla ilgili bilgiler ölümünden ancak yüz yıl sonra ağızlardan yazılı belgelere geçirilmiştir. “ (10)
Ve Osman Gazi’nin şairliği : “ … şiiri ve şairliği tartışma konusudur. Bazı araştırmacılara gore bazı padişahlara şiirler atfedilmiş ve bunlar mecmuadan mecmuaya aktarılmak suretiyle günümüze kadar gelmiştir.  İşte I.Osman’ın şiirleri de bu cinsten sayılmakla beraber bir şüphe arzetmektedir. Bu hususta elimizde sağlam ve güvenilir bir kaynağın olmayışı bu tartışmaları sonuçsuz bırakmaktadır.
 
Bilhassa tarih kitapları, tezkire ve mecmualara dayanarak zeki, iradeli ve kabiliyetli gösterilen I. Osman’ın okuma yazmasının olmamasına rağmen türkü ve koşma mahiyetinde, hece vezniyle şiirler söyleyebileceği akla uygun gelmektedir. Oğlu Orhan Gazi’ye nasihatleri, kaynaklarda manzum olarak aktarılmıştır. kendisine  ait olduğu kaydedilen tek şiir sade bir şekilde hece vezniyle yazılmış manzum vasiyetnamedir. Manzume I. Osman’ın aşiretinin geleceği ile ilgili düşüncelerini ihtiva etmekte, oğluna öğüt veren ve onun geleceğini garanti altına almak isteyen bir babanın endişelerini yansıtmaktadır”demektedir. (11)
*
“Neşrî’nin Cihannümâ’sındaki rivayete göre, kendisine bağışladığı köy için berat isteyen Derviş Turgut’a okuma yazma bilmediğini söyleyerek nişan olmak üzere kılıç ve maşraba verir. İradesi, kabiliyeti, zekâsı ve sağlam karakteriyle hâlis bir Türk kahramanı olarak bir devlet kurucusu için lâzım olan bütün vasıfları kendisinde toplamış bir hükümdardır.”
 
“… Osman Gazi’den söz eden ilk kaynak Ahmedî’ nin (Ö.1407)Dâstân u Tevarih-i Mülûk-i Osman adlı manzum eseridir. Şükrullah’ın (Ö.1464) Behçetü’t Tevarh, Âşıkpaşaoğlu’nun(Ö.1481) Tevarih-i Âl-i Osman adlı eserlerinde ve başka kaynaklarda onun yaşamı ve savaşları, destansı bir anlatımla, halk rivayetleri, kerametler ve mitolojik unsurlarla renklendirilerek şiirsel ve sade bir dille aktarılmıştır. İlk kaynaklar bu anlatım tarzını Fatih Sultan Mehmed’e kadar gelen padişahlar için de kullanmışlardır. Hayatlarıyla ilgili birçok rivayet bulunan bu padişahlar da kaynaklarda Osman Gazi’ nin bu ermiş ve gazi kimliği ile karşımıza çıkıyorlar.
 
Osman Bey’I n Söğüt’te ilân ettiği küçük devlet, bir asır içinde cihanşümul bir imparatorluk halini almıştır. 41 yaşında padişah olan Osman Gazi ordularının başında bizzat harp sahasına gitmiştir.
 
Ahmedî’nin (Ö.1407)Dâstân u Tevarih-i Mülûk-i Âl-i Osman adlı manzume eserinde Beyliğin durumu 12 dizede yalın bir söyleyişle şöyle özetlenmiştir :
 
“Oldı Osman bir ulu gazi ki
Nereye ki vardı ise buldı yol
 
Her yana virürdi bir bölük çeri
K’el vuralar katl ideler kâfiri
 
Bilecik’i  feth itdii ol nâmdâr
İnegöl ile dahi Köprühisar
 
Durmadı her yana leşker aldı ol
Az zamanda çok vilâyet aldı ol
 
Kâfir yıkıp yakıp ol nâmdâr
Bursa ve İznik’i eyledi hisar
 
Öyle takdir itdi Hak azze ve cell
Ki ol (………….)ikiyi aldı ecel”
 
Ahmedî’ nin bu sade anlatımının yanında Âşıkpaşaoğlu’ nun, Tevarih-i Âl-i Osman’ında İdris-i Bitlisî’ nin Heşt Behişt’inde, İbn-i Kemal’in Tevarih-i Âl-i Osman’ında I.Osman’ın yaşamını oldukça uzun, süslü ve destansı anlatılmıştır.”(12)
 
 
*

Nasihat mı Anayasa mı?

Osman Gazi yarım asra yaklaşan beyliği ile altı yüz seneden fazla devam edecek bir devletin temellerini attı. Adını verdiği devleti, Hulefa-i Raşidin (dört büyük halife) döneminden sonra islamiyet’e en büyük hizmeti yapmakla nam kazandı. Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının ortasında ve Akdeniz havzasında beşer tarihinin i’la-yı kelimetullah davasının en kudretli temsilcisi oldu. Medeniyet ve kültür alanında şaheserler ortaya koydu. Ciltler dolusu eserlere sığmayacak başarılara imza attı.
Ne idi bu muzafferiyetin sırrı…
Devlet hangi sağlam temeller üzerine bina edilmişti?..
Onu Osman Gazi’nin son seferine, ahiret yolculuğuna çıkmadan önce oğlu Orhan Gazi’ye yaptığı vasiyetlerde arayalım.

 
Âkıbet-i kâr budur herkese
Bâd-ı fenâ pîr ve civâna ese
 
Azm-i beka eyler isem ben bu dem
Devlet-i ikbâl ile ol muhterem!
 
Çünkü, senin gibi halef koymuşam,
Rihet edersem bu cihandan ne gam.
 
Lik vasiyet ederim gûş kıl!
Gayrı gam-ı deni ferâmuş kıl!
 
Dilerim ey sâhib-i ikbâl ü câh!
itmeyesin cânib-i zulme nigâh!
 
Adl ile bu alemi âbad kıl!
Resm-i cihâd ile beni şâd kıl!
 
Râh-ı cihâd içre edip fütuhat,
Memleket-i Rum’da kıl adl ü dâd.
 
Eyle ulemaya riayet temam.
Ta ki bula, emr-i şeriat nizam
 
Her nerede işidesin ehl-i ilim,
Göster ona rağbet-i ikbâl ü hilm!
 
Asker ve mal ile gurur eyleme!
Şer’i şerif ehlini dûr eyleme!
 
Şer’dir mayesi şâhi ve bes!
Şer’a muhalif işe etme heves!
 
Matlabımız din-i Hudâ’dır bizim.
Mesleğimiz râh-ı Hudâ’dır bizim.
 
Yoksa kuru mihnet ve kavga değil,
Şah-ı cihân olmaya dava değil!
 
Nusret-i din oldu çü maksat bana,
Maksadıma kast yaraşır sana.
 
Aleme in’âmını tam ide gör.
Memleket emrini temam ide gör!
 
Hıfz-ı reayaya çalış rûz ü şeb!
Ta ki karîn ola sana lutf-i Rab!
 
-----------------------------------DAVEMI VAR-------------------


__________________