Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Forumlar » Genel » Şiirbaz Sultanlar » (1):SULTAN I. OSMAN (Gazî)(3)-SON KISIM

Yazar Mesaj   #981  2015-12-27 17:10 GMT  

Online status admin



Administrators



Mesaj: 1953
Şehir: Ankara
Ülke:
Meslek: Site Yöneticisi
Yaş:

------------------>>> Devamla....

(1):SULTAN I. OSMAN (Gazî)(3)-SON KISIM

******************************************************

Vasiyetnâmenin özü şöyledir:
 

“Genç olsun yaşlı olsun herkes için nihaî son, ölüm şerbetini içmektir. Ben de beka (sonsuzluk) alemine sefer ederken senin ikbal güneşinin parlamasını dilerim. Senin gibi bir halefim olduğu için bu dünyadan ayrılışıma üzülmem. Şimdi, dünyanın üzüntü ve sıkıntılarını unutarak sana yapacağım nasihatlere kulak ver.
Ey devlet ve ikbal sahibi oğlum! Zalim olma! Âlemi adâletle şenlendir ve Allah için cihadı terk etmeyerek beni şad et! Fetih hareketine devam ederek Rum memleketlerine de adalet götür. Ulemaya riayet eyle ki, din işleri nizam bulsun! Nerede bir ilim ehli duyarsan ona rağbet, ikbal ve yumuşaklık göster! Askerine ve malına gurur getirip, alimlerden uzaklaşma. Padişahlığın aslı ve esası islamiyet’tir. Bu sebeple Allahü tealanın emirlerine muhalif   bir iş eylemeyesin! Bizim mesleğimiz Allah yoludur ve maksadı mız Allah’ın dinini yaymaktır. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik davası değildir. Bu alemde benim maksadım, gayem hep dinin zaferi oldu. Sana da bunlar yaraşır. Daima herkese ihsanda bulun! Memleket işlerini noksansız gör! Rabbinin lütuf ve yardımının sana yakın olmasın istersen gece gündüz halkı korumaya çalış. Hepinizi Allahü tealaya emanet ediyorum!”
Osman Gâzi’nin bu nasihati, Osmanlı devletinin anayasasının çekirdeği oldu. Osmanlı sultanlarının hemen hemen tamamı bu nasihatleri gönülden kabul ederek uygulamaya çalıştılar. Böylece dünyada hiçbir hanedana nasip olmayan 623 yıllık bir devlet, haşmet, savlet, saadet dönemi ortaya çıkmıştır.” (13)
 
*
A Oğul,
Şimdi de tarafımızdan kaleme alınmış, Nilüfer Hatun’un efsanesini takdim edeyim sana, olmaz mı?  Hep birlikte okuduktan sonra, ikinci “Şiirbaz Sultan” ımıza geçelim olur mu?
 
BİLECİK EFSANESİ     
 “Bir rüyâdan doğan Devlet: Osmanlılar”
 
(B)ir rüyâdan doğan devlet
G(İ)rer düşlerime vay bazı bazı
Ge(L)ir zaferli iklimlerden tuğlar
Ve s(E)lâma durur,alkış tutar
Biri ©eylan, biri aslan say bazı bazı
Davul (İ)nletir semayı, kös vurur;
Bileci(K) yollarında çalmalı sazı
 
Üç kıtaya hâkim oldu
Bir rüyâdan doğan devlet.
Altı asır  mehter çaldı
Bir rüyâdan doğan devlet.
 
Işık tuttu karanlığa
İlham verdi insanlığa
Geçip gitti çağdan çağa
Bir rüyâdan doğan devlet.
 
Zaferlerin türküsüydü
Coğrafyanın tek süsüydü
Göklerin gürültüsüydü
Bir rüyâdan doğan devlet.
 
Bilecik, Söğüt, Domaniç
İnsan insan, kerpiç kerpiç
İman, ahlâk, saygı, sevinç
Bir rüyâdan doğan devlet.
*
Bir ay doğsun göğsünden, bir ay doğsun yeniden
Yıldızlar  darma duman, gökler müjdeni bekler
Tarih yazmaya çıkmış daha dünkü bebekler
Edeb’alım nerdesin, ses var gayri sesime?!
 
Yangın yeri harita, toy, düğün, dernek kavga
Tek merkezden güdümlü, bir yıkım halka halka
Surlara bayrak çekip göstermeli şu halka
Edeb’alım nerdesin, ses ver gayri sesime?!
 
*
Göz varsa göz içinde, gözün göze bakması
Bir perde-i zaman ki gözden rüyâ akması
Ne tutar eller, ne tartar teraziler,
Ne de dökülür, yorgun saatlerin taş yastığına kirpik
Lâ sesiyle iç dehlizde dikey ışık ucundan
Olmuşun olacağın kendini bırakması,
Gözün göze açılan perdesidir anla can.
 
İçinden akıp geçen şehrin mimarı kimse
Tut, yakala elinden; yeniden çizsin onca çizdiklerini
Osman Bey ol, yaralı bir çağın sancısını yaşarken
Derle topla oymağı, dağılmasın, yok olmasın ulusun
Anlamsız dipsiz kuyu, en dibindesin sen, gör kendini
Daha ne durırsun?
Da ne durursun?
 
Duymadın mı, işitmedin mi ?
Şeyh Edeb’ali’nin gördüğü rüyayı de hele,
Anlatayım da dinle :
 
Osman Bey, ziyaretine gider
Sık sık Şeyh Edebalı’nın,
Öğütlerini dinlerdi.
 
Misafir olarak kaldığı bir gecede
Gördüğü rüya
Şöyle idi:
 
Şeyhin koynundan çıkan bir ay
Geldi kendi koynuna girdi.
Br ağaç bitti göğsünden
Büyüdü, büyüdü, büyüdü
 
Öylesine büyük bir ağaç oldu ki
Dalları gökleri,
Kökleri sardı tüm dünyayı.
Gölgesi tuttu bütün yeryüzünü
O ağacın gölgesinde toplandılar insanlar.
 
Ulu ulu dağlara
Ve dağların eteğinden çıkan çoşkun sulara
Gölgelik etti hep o ağaç.
 
Anlattı Şeyh Edebalı’ya
Gördüğü rüyâyı Osman Bey.
 
Şöyle yorumlar rüyayı
Şeyhler şeyhi Edebalı
Der ki:
 “Oğul Osman,
Padişahlık sana
Ve soyuna kutlu olsun,
Kızım senin helalin oldu.”
*
Söğüt’ün kuzeyinde bir tepe
Çam ağaçlarının yeşilinden duası
Zaferler getiren atların hatırası
Ertuğrul Gazi türbesinden göklere
Aykutalp,Turgutalp
Abdurrahman Gazi, Karamürsel, Samsa Çavuş
Konuralp, Akçakoca, Baykoca
Dündar bey ve oğlu Sarı Batu
Devlet-i Osmanî’nin kökleri burada
Her Eylül sonrası kent meydanına
Diker sancağı Ertuğrul Gazi
Nice yiğit yatar hepsi de bir sırada
Hepsinin bin destan eder öyküsü var
Dinleyene hemşerim.
 
Sancak, tuğ ve davul
Uçbeyi Osman Gazi’nin Başkenti Söğüt’e…
 
Düğünü var Bilecik tekfurunun
Kız alacak Yarhisar tekfurundan
Osman Gazi’yi de davet eder düğüne
Öldürmek, yok etmektir maksadı.
Duyar tuzağı Kösemihal
Haber ulaştırır dostu Osman Gazi’ye.
 
Osman Gazi, daveti kabul eder
En güçlü silah arkadaşlarını
Anamdır, bacımdır diyerek
Sokar kadın kılığına
Düğün kale dışında
Düğün açık yerde
Dardır kalesi Bilecik’in
Osman Gazi’nin ricasıdır aslında…
Ve diğer yiğitlerini de
Bir keçeye sardırarak
Yükletir kağnılara
Kağnıların hedefi Bilecik kalesidir.
Tekfur ve misafirleri
Başlar eğlenmeye düğünde..
 
Aynı anda
Kaleden içeri giren kağnılarla yiğitler
Sıyrılır keçelerden
Yalın kılıç çıkarlar meydana
Bir saat içinde fethedilir kale.
 
Müjdeli bir haber gelir Osman’a
Düğünün tam orta yerinde
Bir işaretle gaziler
Soyunurlar kadın kılıklarını
Allah Allah nidalarıyla
Sıyırırlar kılıçlarını.
 
Yarhisar ve Bilecik tekfuru
Yenilir, esir düşer ikisi de
Düğünü yapılan dünyalar güzeli Holifira
Oğul Orhan Gazi’ ye eş olur
Ad verilir Nilüfer Hatun diye
Osmanlıya güneş olur…
 
Mustafa CEYLAN



----------------------------------------------------------------------------------
KAYNAKLAR :
 
 (2)YÜCEBAŞ, Hilmi; Şair Padişahlar, Yeni Matbaa, İst, 1968,18

(3)SEPETÇİOĞLU, Mustafa Necati, Konak, İrfan yayınevi, 15. Baskı, İsanbul, 1997; 205

(4)KOÇU, Reşad Ekrem, Aşık Şair ve Padişahlar, Doğan Kitap,Mart-2005, 12-13

(5)ULUÇAY, M.Çağatay; Padişahların Kadınları ve Kızları, Türk Tarih Kurumu, 4.Baskı,2001,3)

(6)SEPETÇİOĞLU, Mustafa Necati; Çatı, Mustafa Necati Sepetçioğlu “Çatı” romanında “Mal Hatun”demiştir. 

(7)KOÇU, Reşat Ekrem; a.g.e, “Mal Hatun” demiştir.

(8)ULUÇAY, M.Çağatay; a.g.e, 3 “Mal Hatun” demiştir.

(9)ULUÇAY, M.Çağatay; a.g.e, 3

(10)Ak, Coşkun; Şair Padişahlar, Kültür Bakanlığı Yyn,2001,11

(11)Ak, Coşkun; a.g.e, 13

(12)Ak, Coşkun; a.g.e. 12

(13)(Prof.Dr. Şimşirgil, Ahmet) ahmetsimsirgil.com/nasihat-mi-anayasa-mi/)

-------------------------------------------------------------------------------

LÜGATÇE:

Nusret:

Hidayet:

Menzil:

Çırağ:

Neseb ü nesil:

Bürhan:

Bâzâr:

Kemter :

Leşker:

Nâmdâr :
Âkıbet :

Bâd:

Azm-i beka eylemek:

Dem :

İkbâl:

Halef :

Rihet :

Lik :

Gûş kıl :

Ferâmuş :

Câh :
Cânib :

Adl:

Âbad kılmak:

Şâd :

Râh :

Fütuhat:

Adl ü dâd :

Hilm :

Şer'i şerif :

Şâhi ve bes :

Matlab :

Nusret :

İn'âm:

Hıfz-ı reaya:

Karîn olmak:

 


Bu mesaj Mustafa Ceylan tarafından 2016-02-09 00:15 GMT, 923 Gün önce düzenlendi.
__________________