Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Makaleler » VATAN-BAYRAK ŞİİRLERİ'NDEN öRNEKLER
Başlık: VATAN-BAYRAK ŞİİRLERİ'NDEN öRNEKLER
Yazar: admin
Tarih: 2017-08-19 09:21
Yorumlar: (0)
Rated 0/5 (0%) (0 Votes)

REKLAMLAR

 

Türk

Yurdumuzun dostuna dost, düşmanına düşmanız,
Bizi sorun tarihlere, biz nasıl kahramanız.
Göz dikilmez bu vatana, yan bakılmaz bayrağa,
Kahramanlar nesliyiz biz, Oğuz'un soyundanız.

Biz cihana karşı durduk,
Ezdik düşmanı yere vurduk.

Karşımızda secde etti, en kavi düşman bile,
Kim bilir, kaç gazaya şahit oldu bu yerler?
Destan oldu satvetimiz, azmimiz, dilden dile
Bize, "Yılmaz, korku bilmez, arslan oğlu Türk" derler.

Biz cihana karşı durduk,
Ezdik düşmanı yere vurduk.

 

Ahmet Muhip DRANAS

 

İstiklal Marşını dinlerken

Borazancıbaşı, borazancıbaşı,
Akşamları batan güne karşı,
Alışılmış bir ibadet gibi,
Çaldığınız o İstiklâl Marşı,

Yıllardır her kulakta yeretmiş,
Gür nağmesiyle tutarken arşı.
Az rastlanır bir huşu içinde,
Ayakta dinleriz bütün çarşı

Hayal gibi, vehim gibi bir şey,
Sanki memleketin dağı taşı,
En sadık bekçisi tarihimin,
Kesilir ansızın şehit naaşı.

Bu meçhul askerler mahşeriyle,
Hatırlatır o yaman savaşı.
Yanık türkülerinden biliriz,
Yemen çölünü Sarıkamış'ı.

Kurduna kuşuna sor, söylesin,
Neydi Türkün o günkü telâşı?
Karalar giymişti Anadolu,
Kan bir yandan, bir yandan gözyaşı!

Sürmedi çok şükür o kıyamet,
Gecenin birinde fecre karşı,
Güneşten evvel doğdu ufukta,
Mustafa Kemal'in altın başı;
Vatan sevgisinin mihenk taşı.

Cahit Sıtkı Tarancı

 

Bayrak türküsü

Al bayrağı göklerde tutan ellerimizdir,
Bayrak ki bizim sönmeyecek tanyerimizdir,

Her duygudan üstündür onun sevgisi bizde,
Bir sönmez ateştir o, yanar benliğimizde.

Yıllarca savaştık hep onun verdiği hızla.
Sevdik ve yaşattık onu biz varlığımızla...

Yandıkça onun gölgesi altında alınlar.
Her gün yeni illerde ilerledi akınlar.

Doğmuştur o bayrak güneşin doğduğu yerden.
Gözler açılırken ve şafaklar uyanırken.

Bir pembe seherdir o, bu yurdun üzerinde,
Korkunç geceler gizlenemez gölgelerinde.

Al bayrağı göklerde tutan ellerimizdir,
Bayrak ki bizim sönmeyecek tanyerimizdir.

Munis Faik OZANSOY

 

Bayrağım

Atalarım gökten yere,
İndirmişler ayyıldızı.
Bir buluta sarmışlar ki,
Rengi şafaktan kırmızı.

Onun ateş kırmızısı,
Ne gelincik, ne de gülden,
Türk oğlunun öz kanıdır,
Ona bu al rengi veren.

Ay yıldızı gökyüzünün,
Ayla yıldızından yüksek.
Türk''ün alın yazısıdır,
Türk''tür onu yükseltecek.

Vazifemdir bayrağımı
Üstün tutmak her bayraktan,
Can veririm kan dökerim,
Vazgeçemem ben bu haktan.

               Hasan Ali Yücel

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önsözü

 

Çanakkale,
Çağlar üzre destanların özüdür.
Bayraklar dalgalanır ya,
Yel bayrakların hızıdır.

Yiğitlerin, sonsuzluk,
Ekmeğidir, tuzudur.
Gök uyur ya buralarda, gök uyanır ya,
Yaşamanın gözüdür.
Hepsi de varır Ankara'ya ovalardan,
Kalanlar, ölenlerin izidir.
Deniz deniz, dağ dağ
Yazıdır.
Çanakkale,
Yeni Türkiye'nin ön sözüdür.

                 Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

 

Vatan destanı

 

O kadar dolu ki toprağın şanla,
Bir değil, sanki bin vatan gibisin.
Yüce dağlarına çöken dumanla
Göklerde yazılı destan gibisin.

Hep böyle bulutlar içinde başım,
Hilâli kucaklar her vatandaşın.
Geçse de asırlar, tazedir yaşın,
O kadar levendsin, fidan gibisin.

Çiçeksin, bayılır kuşlar kokundan,
Her dalın bir yay ki zümrüt okundan,
Müjdeler fısıldar Ergenekon’dan:
Bu sese gönülden hayran gibisin.

Ey bütün cihana bedel Türk eli,
Açtığın cenklerin yoktur evveli,
Tarih bir nehir ki coşkundur seli,
Sen ona nisbetle umman gibisin.

Bir yandan hep böyle taştın, köpürdün,
Bir yandan cefalı bir ömür sürdün,
Fakat ne derece ezildinse dün,
Şimdi gene tunçtan kalkan gibisin.

Bir insan nihayet kemikle ettir,
Bu et, bu kemiğe can hürriyettir.
En büyük hürriyet cumhuriyettir,
Elemek ki şimdi sen bir can gibisin.

Ey ana toprağı, ey Anadolu!
Açıldı önündeki terakki yolu.
Hamdolsun her yanın bereket dolu,
Cennette bir yeşil meydan gibisin.

Yeni bir ay ördün al bayrağına,
Girdin en sonunda irfan bağına,
Medenî hayatın nur ırmağına
Ezelden susamış ceylân gibisin.

             Halit Fahri OZANSOY

 

 

Çanakkale içinde aynalı çarşı,
Ana ben gidiyom düşmana karşı,
Oooff gençliğim eyvah.

Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni,
Oooff gençliğim eyvah.

Çanakkale içinde bir uzun selvi,
Kimimiz nişanlı, kimimiz evli,
Oooff gençliğim eyvah.

Çanakkale içinde bir dolu testi,
Analar, babalar ümidi kesti,
Oooff gençliğim eyvah.

               Destancı Mustafa

 

Bir yolcuya

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir,
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğün bu tümsek Anadolu'nda,
İstiklal uğrunda, namus yolunda,
Can veren Mehmet'in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmet''in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanını döktüğü yerdir.

Düşün ki haşrolan kemiğin, etin
Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin
Bu harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

               Necmettin Halil ONAN

 

 

 

 

 

 

Havasına suyuna,
Taşına toprağına,
Bin can feda bir tek dostuna
Her köşesi cennetim,
Gerisi Allah kerim 
Bir başkadır, benim memleketim.

Lay lay lay lay lay lay lay ...
Lara lay laay! Lara lay lay lay lay laay!

Anadolu bir yanda,
Yiğit yaşar koynunda,
Aşıklar, destan yazar dağlarda,
Kuzusuna kurduna,
Yunus'una, Emrah'a
Bütün alem kurban benim yurduma

Lay lay lay lay lay lay lay ...
Lara lay laay! Lara lay lay lay lay laay!

Mecnuna Leyla'sına,
Erişilmez sırrına,
Sen dost ararsan, koş Mevlana'ya
Yeniden doğdum dersin,
Derya olur gidersin
Bir başkadır benim memleketim.

Lay lay lay lay lay lay lay ...
Lara lay laay! Lara lay lay lay lay laay!

 

Bayrağım

Dalgalan şanlı bayrak,
Vatanın yüzü gülsün.
Dalgalan şahlanarak,
Varım, yoğum ülkümsün.

Seni üstün tutarım,
Her varlıktan daha çok,
Senin için yaşarım,
Senden üstün varlık yok.

Kalbi çarpar her Türk'ün
Senin sonsuz sevginle.
Geçmesin sensiz bir gün
Hattâ bir saat bile...

Seninle övünürüm,
Senin gölgende hürüm,
Hayatımsın benim sen,
Ölürüm gel öl desen,

Sensiz öksüzdür vatan,
Sensiz yetimdir şafak.
Varlığımsın dalgalan,
Dalgalan şanlı bayrak!

İsmail Hakkı Talas

 

Bu Vatan Kimin?

Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır
Bir tarih boyunca onun uğrunda 
Kendini tarihe verenlerindir.

Tutuşup kül olan ocaklarından 
Şahlanıp köpüren ırmaklarından
Hudutlarda gaza bayraklarından 
Alnına ışıklar vuranlarındır

Ardına bakmadan yollara düşen, 
Şimşek gibi çakan, sel olup coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan, 
Cepheden cepheyi soranlarındır.

İleri atılıp sellercesine, 
Göğsünden vurulup tam ercesine, 
Bir gül bahçesine girercesine 
Şu kara toprağa girenlerindir.

Tarihin dilinden düşmez bu destan, 
Nehirler gazidir, dağlar kahraman, 
Her taşı bir yakut olan bu vatan 
Can verme sırrına erenlerindir.

Gökyay'ım ne desem ziyade değil
Bu sevgi bir kuru ifade değil
Sencileyin hasmı rüyada değil
Topun namlusundan görenlerindir.

Orhan Şaik GÖKYAY

Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor

Şehitler tepesi boş değil,
Biri var bekliyor.
Ve bir göğüs, nefes almak için;
Rüzgâr bekliyor.

Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?

Destanını yapmış, kasideye kanmış.
Bir el ki; ahretten uzanmış,
Edeple gelip birer birer öpsün diye faniler!
Öpelim temizse dudaklarımız...

Fakat basmasın toprağına
Temiz değilse ayaklarımız.
Rüzgârını kesmesin gövdeler...

Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar, kasideler.
Geri gitsin alkışlar geri,
Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!

Ona oğullardan, analardan
Dilekler yeter...
Yazın sarı, kışın beyaz
Çiçekler yeter!

Söyledi söyleyenler demin,
Gel süngülü yiğit, alkışlasınlar
Şimdi sen söyle söz senin.

Şehitler tepesi boş değil,
Toprağını kahramanlar bekliyor...
Ve bir bayrak dalgalanmak için;
Rüzgâr bekliyor!

Destanı öksüz, sükûtu derin
Meçhul askerin;

Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?

Arif Nihat Asya

 

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan 
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan 
Bu memleket, bizim. 

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak 
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak, 
Bu cehennem, bu cennet bizim. 

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, 
Yok edin insanın insana kulluğunu, 
Bu davet bizim...

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür 
Ve bir orman gibi kardeşçesine, 
Bu hasret bizim...


Memleket isterim 
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun; 
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun. 
Memleket isterim 
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun; 
Kış günü herkesin evi barkı olsun. 
Memleket isterim 
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun; 
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.


Cahit Sıtkı Tarancı

Seni çok sevenler(!) çok örseledi 
Oy güzel vatanım, oy Anadolu... 
Açların çalıştı, tokların yedi 
Oy güzel vatanım, oy Anadolu... 
... 
Ahlat’ın, Afşin’in, Söğüt’ün mahzun 
Evladın, aşığın, yiğidin mahzun 
Tebessümün mahzun, ağıdın mahzun 
Oy güzel vatanım, oy Anadolu... 
... 
Şehit torununa “sen sus” diyorlar 
“Vatan sevmek bize mahsus” diyorlar 
Her taraf toz-duman, kâbus diyorlar 
Oy güzel vatanım, oy Anadolu... 


Abdurrahim Karakoç

Türkiye’m

Seni boydan boya sevmişim,
Ta Kars’a kadar Edirne’den.
Toprağını, taşını, dağlarını
Fırsat buldukça övmüşüm.

Sen vatanımsın, ekmeğimsin
Duyduğum, bildiğim zafersin yıllarca…
Zonguldak’ta 63 numara
Nazlı sahiller Akdeniz’de.
Sevdasın ciğerlerimde parça parça
Yarı kalmış dileğimsin…

Sen Koçhisar’da tuzum,
Sille’de kızım…

 


Çift kulaklı Sürmene bıçağı belimde.
Varmışım çiğ köfte yemeye Adana’ya
Dadaloğlu’ndan bir koçaklama dilimde:
– Şu yalan dünyaya geldim geleli…
Hey vatanım, bacım, sağdıcım, emmim
Senden bir yara her yerimde.
Desteye güreşmişim Kırkpınar’da.
Durmuş da yorgunluk çıkarmışım,
Bir akşam vakti
Dört bardak kırtlama çayla Erzurum’da..

Ardahan’a varmışım yollar uzamış
Bel vermiş, yol vermemiş dağlar.
Yüce Tanrı dört yanını bezemiş,
Beni yakan bir Konyalı kız imiş..

Seni boydan boya sevmişim
Ta Edirne’ye kadar Kars’tan.
Taşını, toprağını, yiğidini,
Fırsat buldukça övmüşüm…

 

Turgut Uyar

 

Türkiye üzgün yurdum güzel yurdum

 

 

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Boynu bükük ay çiçeği
Şiirin ve aşkın geleceği

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Dağ rüzgarı, portakal balı
Alçak gönüllü, hünerli, sevdalı

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Yazgısı kara yazılmış gelin
Kurumuş sütü memelerinin

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Harlı bir ateş gibi derinde yanan
Haramilerin elinde bulunan

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Güngörmüş, bilge toprağım
Yunus, Pir Sultan ve Nazım

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Bozlat, ağıt, halay ve zeybek
Dumanı üstünde ekmek

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Yüzü kırış kırış anam
Ağlayan narım, gülen ayvam

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Asmaların üstünde gün ışığı
En güzel geleceğin yakışığı

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Zinciri altında kımıldayan
Bitecek sanıldığı yerde başlayan

 

Ataol Behramoğlu

 

Vatan Türküsü

 

Sizin aldığınız rüzgar, sizin verdiğiniz sessizlik
Kırmızıda, akta.
Çalışmanızın
Ölümsüzlüğünüzün kımıldanışı
Buğday buğday, bu toprakta.

Allah bir nefes gibi yakın
Gökyüzü bir nefes kadar uzakta.
Gidecektir kâinatın son zerresine dek
Hürriyetiniz, bu toprakta.

 

Fazıl Hüsnü Dağlarca

Henüz yorum yapılmamıştır.