Forum Stats Test Link Test Link Test Link Test Link
Şiirlerimiz » PIKNIK'DE
Başlık: PIKNIK'DE
Yazar: Alp Altundal
Tarih: 2017-08-27 23:44
Yorumlar: (0)
Rated 0/5 (0%) (0 Votes)

REKLAMLAR

PİKNİK'DE…
 

Sevgili Ahmet Sami
Ömrün kalanını
Doldurup doldurup içerken
Talana mı geldik?
Ayırdına mı düştük yoksa?
Dost bildiklerimizin…
Bağırdım sanıyom, duyan yok
Ayıldım sanıyom, bilen yok
Günlerdir  Hacettepe’de
çakıldım bir ranzaya
Terim ıslak silen yok!
İnan, bu kez çektiğim
Ajitasyon değil…
Keserin sapı bana
Kelamın hası yine sana düştü…
Arkamdan,  iyi adam dı, zararı yoktu kimseye
Dersen,  yeter kardeşine…
uyur-uyanık yazıyorum bu kez mektubu
Hani, bir gece evvel Bahçeli’de
Göbekli KanuniBehzat’ı dinlerken
Tayni Anamur’a çıkan Noter Yalçın;
“Onu bunu anlamam, her kes gelecek Arkadaş!”
Diye gürleyip de kesince raconu
Eh! Deyip bükmüştük boynu…
Geceden sarıldı Zeytin yağlı dolmalar
Tatar börekleri… Patatesli yumurtalar
Pazar sabahı erkenden
Sepetleri bagajlara dizerken
Önde Murat Duman
Ortada gıyaben
Herkese aşık olan Susuz Şakir
Ardında, fabrikadan yeni çıkmış Dahitsuyla
Hava atan, saçı eklemeli  Avukat, Tamer Tahir
Ve birkaç külüstür daha
Ilgaz Dağlarına doğru koyulmuşduk yola..
Azizim, yol git git bitmez!
Nevaleler kokacak arkada…
Bizim arabada Yengen Çocuklar

Bir de  Banu
“Daş da düşebülüüüğ
Ayu da çıkabilüüü..”
diye maskaralıklar yapıyo aklı sıra
Neyse  güle oynaya
Uzattık masaları çamlara doğru
çalı çırpı toplarken kozalak
Varmadım farkına
Bi Öküz’ün kırdığı cam şişeye
Basınca ayak…
Kızılaya kan verdik sanki
Serde erkeklik var ya?
Bizden de bulaşsın şu dağlara Köroğlu’nun kanı
Nedir dedik bu telaş…
Kimimiz ev de tuzu unutmuş
Kimi şekeri
Bereket piknikçilerin her biri kafa dengi
Her biri Angaralı Turgut’dan çengi…
Piştikçe ızgaralar
Eli kulağa atmalar
Derken vakit nihayete erdi…
“Kız Şerife, niye vardın Şu herife”
Der takılıp dururduk ya?
Şiirlerini daktiloda yazıp da
Şuera toplantılarında efendice okuyan
Murat Duman’a konuk olduk o gece…
Karnı burnundaŞerife’nin canı Çiğ köfte istemiş
Emir büyük yerden!…
Sıvayıp kolları yoğurmaya başladı kocası
gecenin bir vaktinde
Bir de bağlamayı alınca eline
“Kılavuzum karga çıktı neyleyim…”
Ezcümle,
O hafta olan bizim yaralı parmağa oldu…
24 saat geçmiş parmağın üstünden!
Bir haftadır güneş görmemişim
unutmuşum rakının salatanın  tadını
Kimden duyduysa duymuş
Bir ara Ulusta
kasetçi dükkanı olan
Bayram Mecit uğradı yanıma
Bilirsin,  O’ da sıkı Şair!
O’nun da geçmiyormuş boğazından
Bozulmuş tadı…
Şimdi bu Mektubum trajı komik
Bir sahne gibi gelse de sana
Farzet ki  bu son çektiğim el ense…
Bu şehir kimi yutmamış Kardeşim!
Kime tıkamış ki kulağını…
Sen de bulursun elbet benden sonra
Dertleşecek birini
Hayır duanı çok görme…
Rajonu sen keserdin!
Bizse toz bulutuyduk
Arnavut kaldırımlarında
Künyemiz suya düştü
Neylersin…
Piknik… Hastane bahane
Ahmet Sami… Güzel kardeşim
Buraya kadar!
Doktorun attığı dikiş tutmadı…
Bizim de söküğümüzü diken olmadı!
Anılar zamanla unutulur
Belki ihmal
Belki de vakit olmadı
Bir sandık dolusu
Evrak-ı metruke bıraktım
duruyor çatı katında
Denkleştirince parayı
Üç beşini belki yayınlarsın  sonra
Bir de Bakkal Şükrü’nün borcunu
Yıktım sana… Az çekmedi kahrımızı!
İsterse öde!
İstemezse ödeme…

 

Alp ALTUNDAL
Ankara, 30 Temmuz 2004

 

 

 

 

Henüz yorum yapılmamıştır.